25 Şubat 2016 Perşembe

Yusuf Kaplan ve Cevaplanması Gereken Sorular

Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Yusuf Kaplan'ın önce Diyanet TV'de sonra da Rusyanın Sesi Radyosunda yaptığı açıklamalar bir kaç gündür konuşuluyor. Yusuf Kaplan özetle şunları söyledi. 

1-Mısır ve Suriye'de sıfır sorun politikasıyla hatalar yapıldı. 

2-Ülkeyi batırdılar. 

3- AB ve daha genel anlamda Batı Dünyasıyla aramıza mesafe koymak manyaklıktır. 

4-Recep Tayyip Erdoğan'ı savunan meşhur yazarlardan biri ABD'de paralel yapının ABD imamıyla görüştü. (Bunu Ülke TV'de katıldığı programda açıkladı. 

5-Yiğit Bulut TSK'nın dayatmasıyla Cumhurbaşkanı Başdanışmanı oldu. Recep Tayyip Erdoğan'ın bileği büküldü. 

6-Suriye' konusunda, "Türkiye'nin uzun vadeli kalıcı ve çok seçenekli politika üretmesi gerekirdi. Türkiye'nin muhalifler üzerinden oraya müdahil olma biçimi problemli. Ayrıca  hem Kürt coğrafyası hem de Suriye bölgesi için Batılı ilişkilerin koparılmaması gerekiyor. Batı ile herhangi bir şekilde karşı karşıya gelmemizden bir sonuç çıkaramayız. Kafamızı koparırlar"



Yusuf Kaplan'a bu açıklamaları sonrasında sosyal medyadan tepkiler geldi. Aynı zamanda İhsan Şenocak'tan Hakan Albayrak'a kadar bir çok değişik isimden Yusuf Kaplan'ın şahsına destek verildi. 


Yusuf Kaplan'a sosyal medyadan tepki gösterenlerin bazıları işi hakarete vardırınca kendisine yapılan tenkitlerin hepsi hakaret sepetine katılarak rafa kaldırıldı. Sosyal medyanın yanlış yorumlanmasıyla alakalı, fırsat bulursam bir yazı yazmayı düşünüyorum. Yusuf Kaplan'ın açıklamalarını yorumlamak ve belki bir kaç soru sormak istiyorum. Eğer blog yazısına sefil paçoz olarak tanımlanacaksa Yusuf Kaplan beyefendiye bir mektup yazabilirim.  Hadi başlayalım.  


1-a) Mısır ve Suriye politikalarının kaynağı sıfır sorun politikası değildir. Sıfır sorun politikası çatışmasızlık döneminde komşuların hepsiyle iyi geçinme ve iyi geçinme sonrası bazı siyasi ve ekonomik işbirliklerin olmasını sağlama amacını güden görüşün adıdır. Bu görüşün temellendiricisi, şimdi Başbakan olan Ahmet Davutoğlu'dur. 

1-b) Türkiye Suriye ve Mısır'da temel olarak yanlış yapmamıştır. Suriye'de Beşer Esed rejimine karşı çıkmıştır, Mısır'da da darbeci Sisi yönetimini eleştirmiştir. Bu yapılması gereken tek şeydir. Başka türlüsü bu iki rejimin katliamlarına destek manasına gelirdi. 

2-) Türkiye nasıl batmıştır? Bunu destekleyen veriler nedir? Azgın PKK saldırıları mı, yoksa ekonomik gelişmeler nedeniyle mi battık? Batıranlar kimdir? Tek başına Yiğit Bulut mu, yoksa Cumhurbaşkanı da sorumlu mudur? 


3-) Türkiye AB ve Batıyla Suriye ve Mısır Politikaları nedeniyle ters düşmüştür. Bildiğimiz kadarıyla ilişkiler kopmamış, hatta son zamanlarda tekrardan güçlenmiştir. Yusuf Kaplan beyefendi Batı Dünyasının Suriye ve Mısır politikalarından memnun mudur? Türkiye'de bu politikalara destek olmalı mıydı? AB ve daha genel anlamda Batı Dünyasıyla ilişkilerimizi kopartırsak neler olur? 


4-) Yusuf Kaplan Diyanet işlerinin kanalında bağıra çağıra söyleyeceklerini söyleyebiliyor, fakat cemaatin ABD imamıyla görüşen Recep Tayyip Erdoğan'ı destekleyen troll yazarın kim olduğunu söyleyemiyor. Amaç burada herkesin üzerinde bir şaibe bırakmak değilse nedir? Hem Erdoğan'ın etrafının sarıldığından bahsedeceksiniz hem de onu destekler gibi görünüp, Fethullah Gülen'den emir alan yazarın adını vermeyeceksiniz. Buradaki çelişkiyi anlamıyorum. 


5-) Önce Yiğit Bulut'un Erdoğan'ı gaza getirip Suriye ve Mısır'da hataya sürüklediğini iddia eden Yusuf Kaplan, Rusya'nın Sesi Radyosunda bu iddiasını bir adım ileriye götürerek Yiğit Bulut'un ordu tarafından dayatıldığını iddia etti. Öncelikle karar verelim, Erdoğan gaza mı geliyor yoksa yönetiliyor mu? Tam da Ak parti içindeki Ulu Çınarların Erdoğansız bir Ak parti çalışmalarına başladığı bir ortamda Erdoğan'ın aslında iddia edildiği gibi güçlü olmadığını iddia etmenin gerekçesi nedir?  


6-) Sputnik medya ağının bir kuruluşu olan Rusya'nın Sesi radyosuna konuşan Yusuf Kaplan'ın en acı, en anlamsız, en açıklama mecburiyeti olan görüşleri Suriye konusundaki görüşleridir. Yusuf Kaplan'a göre Suriye politikamız çok seçenekli olmalıydı. Seçenek ? Yani Türkiye Nusra, Ahrar, ÖSÖ yü dönüşümlü olarak mı desteklemeliydi?  Yoksa bir yıl muhalifleri bir yıl da Esed ve destekçilerini mi desteklemeliydi? Ya da arada kendisi sorumluluk alıp muhalifleri kimseye bırakmadan öldürmeli miydi? Ülkesine sığınan mültecileri önce kabul edip sonra Esed'e mi teslim etmeliydi? Nasıl çok seçenekli olacaktı Türkiye? 
Kaplan bu açıklamaları neden Rus Devletinin propaganda aracında yapıyor? Yeni Şafak'ta kendini pardon izinden gittiğini söylediği Sezai Karakoç'u ashaba benzeten Yusuf Kaplan, her gün yüzlerce Suriyeli Müslüman'ı öldüren Rusya'nın medya kanalına çıkarken hangi sahabeyi (allah onlardan razı olsun) örnek almıştır?  Batı ile karşı karşıya gelmemek için, PYD ile ittifak yapmamız, Esed ile ortak olmamız mı lazım? 


Yusuf Kaplan bu sorularıma cevap verirse aydınlanmış olacağım. İsterse adımı soyadımı, boy fotoğrafımı, CV'mi,  bir referans mektubumu, ikametgah adresimi, TC kimlik numaramı, askerlik belgemi ve öğrenim durumumu gösteren belgelerimi  kendisine ulaştırabilirim.  Yeter ki kafalarda oluşturduğu soru işaretlerini gidersin. 











2 yorum:

  1. Abdullah Bey,
    Türkiye'nin Suriye politikası bir trajedidir. Türkiye başta Esed'i demokratikleşme için ikna etmeyi beceremedi. Bunun alternatifi silahlı mücadeleyi teşvik ve destek olmamalıydı. Silahlı mücadele başladığında Erdoğan yönetimi tek ağızdan rejim değişikliğine kilitlendi. Suriye dinamiklerini kestiremeden yapılan bu tercih felaketin başlangıcı oldu. Halbuki taa başından beri hem Esed'i hem de muhalifleri silah bırakmaya zorlayacak adımlar atılabilirdi. En azından muhaliflerin silahlı mücadelesi engellenseydi, Rusya dahil uluslararası camia Esed'in muhaliflere uyguladığı şiddeti hafifletir kesinlikle daha az can kaybı olurdu. Ama silahlı mücadele Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkeler tarafından hem politik hem de askeri olarak desteklendi. Öngürülemeyen ama gerçekte var olan Rusya ve İran faktörü devreye girince Suriye ölümcül bir çıkmaza girdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar, bir yanlış anlamayı düzeltelim. Türkiye Beşer Esed'i demokratikleşmeye ikna edemediği için birilerine silah verip, "hadi aslanlarım siz gidin Esed'i vurun" demedi. İnsanlar sokağa çıktı öldürüldü, Türkiye gene Esed ile görüşüp onu ikna etmeye çalıştı. Rusya başından beri Esed'i destekledi. Muhaliflere yapılan cüzi yardım olmasaydı evet savaş bu kadar uzun sürmezdi. Çünkü Esed ve destekçileri tahminen hepsini öldürürdü. Hani okullar olmazsa maarifin güzel idare edilmesi durumu.

      Sil