10 Şubat 2016 Çarşamba

ULU ÇINAR'IN GÖLGESİ

Uzun zamandır yazmak istediğim konulardan biri Türkiye’de yaşanan muhalefet sorunu ve bu sorunun çözümü için yapılması gerekenlerdi. Ertelenen yazıların rahatsızlığını hissetmek insana hem huzur hem de artı bir rahatsızlık katıyor. Bu ertelemeyi biraz daha devam ettirip şimdilerde gündemde yer edinen, Ak Partideki “Ulu Çınarların”, “Everest Tepesini taşıyan Himalayalar’ın” başlattığı tartışmadan anladıklarımı yazacağım. 


Aslında Ak Parti için parti içinden aykırı sesleri çıkması ilk defa yaşanan bir hadise değil. Daha önceleri Erkan Mumcu, Abdullatif Şener, Nevzat Yalçıntaş, Yaşar Yakış ve adını şimdi hatırlayamadığım birçok isim Recep Tayyip Erdoğan ile anlaşamadı. Nevzat Yalçıntaş’ı en son Rus Televizyonlarında gördük, Yaşar Yakış Zaman gazetesine yazar oldu diğerleri nerededir neler yapar bilmiyorum. Amacım Recep Tayyip Erdoğan’a karşı gelirseniz sonunuz böyle olur demek değil. Netice de yukarıda zikrettiğim isimlerin karşı çıkış nedenleri farklı farklıydı. Abdullatif Şener Cumhurbaşkanı olmayı düşünüyordu mesela, Nevzat Yalçıntaş’ın meselesi İTO başkanı olan oğlu muydu yoksa başka bir şey mi hatırlamıyorum. 

Bugün yaşanan dalgaysa bundan öncekilere benzemiyor. Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Sadullah Ergin, Suat Kılıç birlikte hareket ediyor ve paslaşıyor. Partiden istifa etmek gibi bir düşünceleri görünüşe göre yok, tam tersi tüm söylemlerinde partiyi öne çıkartarak  konuşuyorlar. O kadar kibar ve naifler ki insanın önlerinde siper olası geliyor. Örneğin Bülent Arınç için deniyor ki; “Ey Bülent Arınç, sen makam peşindeyken hiç böyle konuşmuyordun, şimdi ne oldu”. Külliyen yalan, Bülent Arınç hep konuşuyordu. 

Varsın Bülent Arınç kendisini hiç dinlemeyen, defalarca söylemlerinin tersini söylediği Recep Tayyip Erdoğan’a karşı gelip hiç istifa etmemiş olsun. Varsın, makam mevki peşinde olmayan Bülent Arınç 2002-2007 arası meclis başkanlığı, 2009-2015 arası Başbakan Yardımcılığı yapmış olsun, varsın düne kadar nefsine ağır gelen şeylere partisi ve lidere itimat düsturu ile susmuş olsun. Ya da bu açıklamaları Taha Akyol gibi manidar bir isme ve kardeşi gibi gördüğü siyasi liderine açıkça saldıran bir kanalda yapmış olsun ne var bunda? O herkesin Bülent Ağabeyi. Mazlumların tek umudu, öyle ki çok sevdiği kardeşi gibi gördüğü aralarına kimsenin giremeyeceği Tayyip Erdoğan’ı en hafifinden asmak isteyen Gülen Grubunun haklarını korumak için gerekirse Cübbesini giyip avukatlık yapmak isteyecek kadar yüce gönüllüdür. 


Kendisinin bu avukatlıkları çok meşhurdur, İBDA, MUSTAZAFDER, Sivas davalarında inanılmaz iyi savunmalar yapmıştır. Mavi Marmara Davasında İsrail'i en çok köşeye sıkıştıran avukat kendisidir.  Bugün Salih Mirzabeyoğlu çıkmışsa bu Arınç sayesindedir. Hem kendisi Recep Tayyip Erdoğan’a karşı değildir ki, etrafını saranlara karşıdır. 30 yıllık dostu, 15 yıllık lideri onu dinlemiyorsa, sözlerini değersiz buluyorsa bu onun kabahati midir? 


Bülent Arınç elbette doğru bildiklerini anlatacaktır. Hem o dürüstlüğüyle bilinir. Asla kimseyi tehdit etmez, kendisi koca çınar olduğu için bazı hakikatleri şimdilik açıklamaz. O saat 15.00’de açıklama yapacağını söyleyip 17.25’e kadar beklerken insanların mesailerinin bitmesini beklemektedir. Art niyetli düşünenin yarası vardır. Kendisi nezaket timsalidir, canlı yayında insanlara asla hakaret etmez. Cübbesini giymek için sabırsızlandığı Gülen grubunun üç yıldır ahlaksızca saldırdığı bir yazara hakaret etmeyi kendine hak görmüş olabilir, bu onun saygısızlığına değil abiliğine delildir. 


Bülent Arınç daha çok konuşmalıdır. Örneğin MİT Tırları gerçekten Can Dündar'ın iddia ettiği gibi İŞİD'e mi gitmiştir. Eğer İŞİD'e gittiyse kendisi Başbakan Yardımcısı olarak niye o zaman müdahale etmemiştir? Eğer İŞİD'e gitmediyse Can Dündar'ın tutuklanmasına neden karşıdır?


 Ve ilk fırsatta Ak parti kongresinde aday olmalıdır ya da kendisi gibi düşünenlerden birini aday gösterip desteklemelidir. Ak Parti’de bunu yapamıyorsa, tıpkı “ Ak Partiyi kurduğu gibi” başka bir parti kurup siyaset yapmalıdır. Çınar’ın gölgesinde gizlediği hakikatleri de tek tek anlatmalıdır. Dürüstlük, kimseden korkmamak, makam mevki meraklısı olmamak bunu gerektirir.


1 yorum: