21 Mayıs 2014 Çarşamba

Meramımdır

Soma'da 301 işçinin öldüğü maden kazası sonrası nasıl olduysa oldu, ülke bir anda darbelere karşı gelmenin, Milli İrade'ye sahip çıkmanın kavgasının verildiği bir siyasi ortama kavuştu.

Ak Parti'nin katıldığı tüm seçimleri kazandığı, Tayyip Erdoğan'ın ülkenin en güçlü adamı olduğu ortada. Kendisinin de dün grup toplantısında söylediği gibi "Dicle'nin kenarında bir kurt bir koyunu kapsa bunun mesuliyeti Tayyip Erdoğan'ın üzerinedir" Bunun nedeni hem idarenin başı olması hem de neredeyse bir ilçe belediyesinin yaptırdığı parka bile müdahale eden Tek Adamcılığı.

Aslında Tayyip Erdoğan'ın sorumluluğu bu nedenle iki kat fazla. Çünkü Tayyip Erdoğan, karşımızda hem bakanlarını seçen, bakanlarına kaza anında bile ne yapacağının talimatını veren, temel atma törenlerinde teknik şartname ile belirlenmiş teslim sürelerinin geri çekilmesi için pazarlık yapan, Merkez Bankası’nın başına atadığı bürokratına bile güvenmeyip onunla ters düşen, bakan azarlayan hatta döven (iddia) bir yönetici.

İşin ilginci dün hayranlıkla Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bu özelliklerinden bahsedenlerin bugün Soma'da yaşanan katliam sonrası, Başbakan’ın olayla ilgili sorumluluğu olmadığını savunmak için kan ter içinde kalmaları.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ı “Sorumluluğu yok” diyerek savunanların belli başlı argümanları şunlar.

1-   Başbakan birçok darbe girişimine maruz kaldı.
2-   Sayısız suikaste maruz kaldı.
3-   Gazze’yi savundu ve Van Minüt olayından sonra İsrail’in hedefi oldu.
4-   Suriyeli mazlumları savundu.
5-   Küresel finans sistemine savaş açtı ve hedef oldu.
6-   Fethullah Gülen Cemaati ile savaş halinde.
7-   Ak Parti’den önce ülkede ciddi ekonomik kriz vardı.
8-  28 Şubat’ta ülkedeki Müslümanlar büyük zulüm gördü ve Tayyip Erdoğan liderliğindeki iktidar bunları büyük ölçüde iyileştirdi.
9-  Bu ülkedeki Beyaz Türkler, din düşmanı solcular Tayyip Erdoğan’a başından beri Müslüman/Dindar olduğu için düşmanlar.
10-   Şimdi yas zamanı, yas bittiği zaman tüm sorumluların üstüne gidecektir, eğer gitmezse biz hesap sorarız
    


Maddeleri çoğaltabiliriz. Bence gereği yok. Dikkatinizi çektiyse bu gerekçelerin hiçbirinin ama hiçbirinin eleştirilen konularla bir alakası yok. 

Başbakan Tayyip Erdoğan Soma Maden kazası için eleştirilirken İsrail’e karşı çıktınız denilerek eleştirilmiyor. Ya da 301 işçi siz Suriyeli mazlumları savunduğunuz için öldü denilmiyor. Bu maden ocağı normalden fazla üretim yaptığı halde işçi güvenliği için bir adım atmadı, sizin talimatınızla hareket eden Bakanınız ocağı ziyaret ettiği ve sizin talimatınızla hareket eden diğer Bakanınızın bürokratları defalarca kontrol ettiği halde bunu göremediler denilerek eleştiriliyor.

Kendi payıma, kendini Müslüman olarak tanımlayan biri olarak ben, Soma özelinde Başbakan’ı eleştirirken; “Başbakan Suriyeli Mazlumlara destek olmaya çalıştı şimdi elime fırsat geçti, şuna ağzıma geleni sayayım da Baas Partisi’nde ayın elemanı seçileyim” düşüncesine sahip değilim.


Soma’da devlet tarafından ruhsatı verilen ve çıkardığı kömürün tamamı  satın alınan dahası sağlıklı kömür çıkartma miktarı belli olan maden ocağı, kapasitesin  kat be kat attırarak üretim yapıyor. Devlet bir sayfalık bir raporla tüm güvenliğin sağlandığını söylüyor. Bakan Bey, ocağı ziyaret edip öve öve bitiremiyor ve orada, göz göre göre kaza olup 301 işçi ölüyor. Bunun sorumlusu gözünü para hırsı büyüyen işletme sahibi olduğu kadar, denetleme vazifesini yerine getirmeyen, dahası maden ocağının çıkardığı kömürün tamamını alan  devlet, devleti yöneten iktidar partisi ve başındaki insandır. İktidarda Recep Tayyip Erdoğan değil de Mustafa Sarıgül olsa da bu böyledir, Süleyman Demirel olsa da böyledir.

Peki, bana ne? Yapabildiğim ölçüde “iyiliğe çağırmak, kötülükten de alıkoymak “ dışında hiçbir gayem yoktur. Ümid ediyorum ki bu benim “helak olmamı” engellesin.


 Başbakanı eleştirerek kâfirlerin değirmenine su taşıdığımızı iddia edenler, kafirlerin, her hatasına karşı susulan idarecilere sahip olmamız ve Ahlakımızı kaybetmemiz için bizimle oynadıklarını hiç düşünüyorlar mı?

2 yorum: