8 Nisan 2012 Pazar

Hayırdır Acem Mülküne Ceng mi var?

Tarihler 10 şubat 2012'i gösterdiğinde Amerika'da bulunan Dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin İran'a askeri müdahaleyi istemediğini ve olası bir müdahaleye karşı çıkacağını söylemişti. Benzer açıklamaları defalarca duymuştuk.

15 Gün önce Güney Kore'de düzenlenen Nükleer Güvenlik İşbirliği konferansından sonra İran'a giden başbakan'da benzer açıklamaları yapmıştı. Hatta İran ile Batının yapacağı Nükleer Müzakarelerin İstanbul'da yapılacağı söylenmişti. Hemen akabinde gerçekleşen Suriye'nin Dostları toplantısı sonrası, İran tarafından gelen toplantı Türkiye'de olmayabilir açıklamaları sonrası, Ahmet Davutoğlu " Mühim olan toplantının nerede yapılacağı değil, biz başka bir ülkede de olsa buna destek vermeye hazırız" açıklaması yapmıştı.

Bu açıklamaların üstünden kısa bir süre sonra, Başbakan'ın açıklaması geldi, Başbakan "İran'a net olun, başka bir yer istemek sizin samimiyetsiz olduğunuzu gösterir" diyerek rest çekiyordu. Dışişleri Bakanı'nın açıklaması boşa düşüyordu ne gâm!

Ve 5 Nisan 2012 Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Harp Akademilerinde bir konferans verdi. Abdullah Gül; " İran'ın nükleer programı çerçevesinde odaklanan gerilimin sıcak bir çatışmaya dönüşme ihtimali bulunmaktadır. Bölgedeki gerilimin sıcak çatışmalara veya iç savaşa sebep olması durumunda, yeni bir belirsizlik ve kaos ortamının doğması yüksek bir ihtimaldir. Bu şartlar altında, Türkiye'nin gelişmeleri uzaktan izleme lüksü yoktur. Dolayısıyla, Türkiye için diplomatik aktivizm ve askeri hazırlık bir seçenek değil, zorunluluktur."(vurgular bana ait ) açıklaması yaparak, masaya birden bire Türkiye ve İran arasında sıcak çatışma seçeneğini koydu.

Elbette bu açıklamalara ekleme yapılabilir, özellikle İsmet Yılmaz (kendisi savunma bakanımız olur ) ve Ahmet Davutoğlu'nun dün yaptığı evlere şenlik Nizamı Alem vurgusu.(Dünyanın en itibarlı ülkesinin son 10 yılda Türkiye olduğunu söyleyen Davutoğlu, Mavi Marmara davasının neden açılamadığını, Afganistan, Somali, Pakistan'da ABD ve Batı önderliğindeki saldırı güçlerine niye destek verdiğimizi, İstanbul'un göbeğinde öldüren Çeçenleri, Gazze Saldırısı esnasında sadece basit açıklamalarla yetinilmesinin nasıl itibar kazandırdığını anlatır mı bize? Bakın Adem Özköse ve Hamit Çoşkun'dan bahsetmiyorum bile )

Bugün Yıldıray Oğur, İran'ın Türkiyeli ulusalcı-sol kesimine verdiği desteği yazmış, sanki yeni bir şeymiş gibi.

Geçelim, bence bugünün en dikkate değer yazısı, Hamdullah Öztürk'ün Mehter Marşı dinleyerek yazdığını düşündüğüm, "İran meselesini Bedri binbaşı çözer" başlıklı yazısı.

Bir süredir Cemaat'in Hükümet'in yumuşak İran politikasından rahatsız olduğunu okuyorduk ama Hamdullah Öztürk paşamız (size paşa diyebilir miyim Hamdullah Ağabey) olayı başka bir boyuta taşıdı. Rüya, şehadet, milliyetçi gaz, şarkının değiştirilerek Nisan ayına yapılan vurgu, bir köşe yazısından çok; Savaş Meydanın'da askerlerine elinde kefeniyle konuşan komutan konuşmasına benzemiş. Hani insanın mahalleden adam toplayıp, İran üzerine sefere çıkacağı geliyor.

Tam Hamdullah Paşamız'ın yazdıkları kendi görüşleriniz camia/cemiyet/hayvanseverler derneği üyelerini bağlamaz derken, zaman'da bir röportaj dikkatimi çekiyor, Todays Zaman Genel Yayın Yönetmeni Dr. Bülent Keneş, İran'ın anadolu'da en etkin zamanlarını yaşadığını söylüyor. Şahkulu İsyanı'nın yeni bastırıldığını düşünürsek haklı. Röportaj'ın ilerleyen kısımlarına baktığımızda, İran'lıların Türkiye'de şirketler kurduğunu, Şia'nın Anadolu'da yayıldığını, İran'ın bazı örgütlere destek verdiğini söylemiş.

Bu üç yazıyı bir sıraya koyduğumuz da, İran'ın ulusalcı kesime destek verdiği, Anadolu'da yayılmacı bir politika güttüğü, Ekonomimizi ele geçirmeye çalıştığı görülüyor. Çözümü'de damarlarımızda taşıdığımız asil LPG'yi hatırlatarak Hamdullah Paşa hazretleri hatırlatıyor.

Daha önce sormuştum gene sorayım, bir süredir yayında olan www.irantehlikesi.com adresinden yayın yapan fena halde propaganda kokan bir site var. Bu siteyi kim/kimler hangi amaçla kurdu?

not: Bu satırların yazarı, İran'ın Suriye'ye verdiği desteğin farkındadır. Hayatının hemen hemen hiç bir döneminde İrancı olmamış, çevresi tarafından Ehli Sünnet Taassubuna sahip olmakla "suçlanan" (ki bence onurdur), birisidir. Montofonluk yapıp İrancı'lıkla suçlamayın.

5 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Bedri Binbasi sakirdmis sanirim. Asker Sakirdler orduda yukselip, bir yerlere gelince, ilk is Iran'a dalacagiz ve Siilerin kökünü kurutacagiz filan diye mi yorumlayacagiz ki bu ruyayi acaba..

    HAYROLSUN..

    YanıtlaSil
  3. İran 2 ucu boklu değnek.. Dinimiz e verdiği zarar ortada.. Keşke biz güçlü olsaydık da,biz müdahale etseydik..Geçenlerde ecdadın İran la yaptığı anlaşmalarda "sahabeye küfredilmemesi" şartını koyduğu bir yazı okumuştum. http://www.haber7.com/haber/20120305/Osmanlidan-Irana-ilginc-sart.php iran da değişen çok bişey yok.. ne var ki iran a bakışımız bir amerikalı-israilli gibi de olamaz.. maalesef iran işte...

    YanıtlaSil