28 Şubat geçeli 15 yıl olmuş. 15 Yıl sonra yapılan bazı yorumlara baktığımda ağzım açık kaldı. Acaba bu ülke iki tane 28 şubat süreci yaşadı diye düşünmeden edemedim.

Önce Aksiyon Dergisi , 28 Şubat'ın en büyük mağdurlarından birinin Fethullah Gülen olduğunu yazdı. Gerekçeleri de 1999 yılında Fethullah Gülen'in ortaya çıkan kasetleri sonrasında yargılanması ve Amerika'ya gitmesiydi. Bugün de Ali Bulaç benzer bir yazıyla, 28 Şubat'ın Fethullah Gülen ve Necmettin Erbakan'ı mağdur ettiğini yazdı.


Şimdi, öncelikle hafıza problemi yaşayan bazı yazar, çizer, gazete, dergi ve internet sitelerine ( ne hikmetse hepsi de Cemaate yakındır ) ufak bir hatırlatma yapayım.28 Şubat Süreci 8 Temmuz 1996 tarihinde Refayol Koalisyonu'nun güven oyu almasıyla başlayıp, 28 Şubat 1997 tarihinde yapılan Milli Güvenlik Kurulu kararlarıyla resmileşen ve 18 Haziran 1997 de Erbakan hükümetinin istifa etmesiyle ilk raundu biten darbe dönemidir.



Fethullah Gülen'e baskılar da 1999 yılının işidir. Evet o tarihlerde de 28 Şubat Süreci devam ediyordu. Fakat Fethullah Gülen'in gördüğü baskılar nedeniyle onu 28 Şubat Mağduru ilan etmek biraz garip kaçacaktır.

Neden garip kaçtığını bir kaç örnekle açıklayayım:

Tarih 18 Nisan 1997, Fethullah Gülen açıklama yapar,




28 Şubat döneminde buna benzer bir sürü açıklama görebiliriz. 28 Şubatın başarılı olmasında en büyük pay sahibi verdiği koşulsuz destekle Gülen Cemaatidir.

1999 yılındaki yargılandığı/baskı gördüğü döneme kadar, Fethullah Gülen'in ve Cemaatin bazı icraatlarına bakalım.

Tarih 18.10.1998, Fethullah Gülen Cemaatinin Üniversitesinde başörtüsü yasağı haberi, Hürriyet Gazetesinde " FETHULLAHÇI OKULDA TÜRBAN YASAĞI " haberiyle verildi.


Tarih, 27.12.1997 Fethullah Gülen'in Onursal Başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı uzlaşma ödülleri dağıtır. işte ödüller,

Devlet Adamı Ulusal Uzlaşma Ödülü: Süleyman Demirel

İş dünyası:Aydın Doğan, Sakıp Sabancı, Üzeyir Garih, Nihat Gökyiğit, Bayram Meral.

Medya-sanat: Rıza Zelyut, Nevval Sevindi, Gülay Göktürk, Şahin Özer ve Hülya Koçyiğit

Eğitim ve Kültür: Özel Yamanlar Eğitim Kurumları Başdanışmanı Sami Yıldırım, Prof. Dr. Nilüfer Göle, Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Prof. Dr. Halil İnalcık, Prof. Dr. İhsan Doğramacı, Prof. Dr. Şerif Mardin


Siyaset: Hikmet Çetin, Bülent Ecevit ve Mustafa Kalemli.


O gece Fethullah Gülen, Süleyman Demirel için şu ifadeleri kullanır "Günümüzün en büyük devlet adamı ve uzlaşma kahramanı’’ ve sonra ödülle yetinmez ‘‘Bu plaket yerine, kabil olsaydı, bu duygularla gönlümüzden bir buket sunmayı isterdik" sözleriyle Süleyman Demirel'e duyduğu hayranlığı açıklar.

Haberin linki,


Tarih 20.05.1998, Fethullah Gülen okullarında okuyan öğrenciler, 28 Şubatın Genelkurmay Başkanı
İsmail Hakkı Karadayı'yı Rusya'da karşılar.


Tarih 20.07.1998, Fethullah Gülen'in onursal başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından düzenlenen Abant Toplantılarının konusu;"İslam ve Laiklik"dir. Karar metninden cümle, "Günümüz müslümanları islam dünyasının gündelik problemlerini çözüme kavuşturma yetkisine sahiptirler’


Fethullah Gülen 28 Şubatın Mağduru değildir. Onun durumu için söylenecek şey, "Devrim önce kendi evlatlarını yer" olacaktır.

3 yorum:

  1. devrimi fethullah gülene yıkmaktan daha ziyade erbakanın üzerine yıkmak daha mantıklı geliyor bana.. malum seçilmeden önce her biaraya geldiklerinde atatrke söverler,şeriat arzuluyoruz derler,iktidara gelince "başbakanlık kriz masası yönetmeliği"ni imzalarlar,bir nevi iktidarı mgk sekretirine bırakırlar,sonra bize ordu (hemde besbelli kemalist ordu) müdahake etmesin derler.. ordunun çarka karışmayacağını söylemek hatta düşünmek şartlar itibariyle mümkün bile değil..hatta yıl 2012,hala mümkün değil.. milli görüşçülerin bu kadar suçu varken,başka suçlu aramaya bile gerek yok...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tarihi yarım yamalak öğrendiğinizde böyle oluyor işte. evet başbakanlık kriz masası yönetmeliği ile bazı ytkilerin milli güvenlik kurulu genel sekreterine devredilidiği doğrudur ama eksiktir. Meclisten bir hafta içinde insan hakları üst kurulu adında bir yasa çıkartılıp mgk genel sekreterliğinin yetkileri bu sefer o kurula devredilmiştir.

      Gelelim şu milli görüşe bok atma olayına. Efendim seversiniz sevmezsiniz ama milli görüş halkın oyuyla iktidar oldu. Hatta akp dönemi dahil cumhuriyet türkiyesinin en başarılı iktidar dönemini yaşadı. Siyasi olarak hatalar yaptıysa da, 28 şubat döneminde askerlere açık çek vermedi. o ünlşü mgk kararlarını bile imzalamadı ( hayır canım mecliste görüştü ) karşısında da onu her fırsatta askere jurnalleyen bir cemaat vardı .

      Sil
  2. Buradaki konuşmasının devamına ne dersiniz? http://tr.fgulen.com/content/view/2597/11/

    Benim dikkatimi çeken cümleleri şöyle:

    "Fethullah Gülen, Türkiye'de iddia edildiği gibi siyasal İslam ve irtica tehlikesi görmediğini, mevcut düzen içinde ise herkesin dilediği gibi Müslümanlığını yaşayabildiğini söyledi."

    Siyasi İslama bakış açısını da anlatan Gülen, fikrini şöyle ortaya koydu:

    "İslamı, öyle siyasi-siyasi değil şeklinde ayıracak değilim. Makul bir mesnedini görmüyorum. İslamiyet dediğimiz şey, Kur'an kaynaklı. Bu toplumun yüzde 98'i Müslümandır. Onun için bu ülkede siyasi-gayri siyasi Müslümanlık arayışları, bence doğru değil. Devlet iradesiyle alakalı, bir-iki cezai müeyyidelerle alakalı bir-iki husus vardır. Onu devletin başındakiler bilirler. Yani bu ülkede zaten Müslümanlık vardır. Cumhurbaşkanımız yüzde 98'i müslümandır dedi ve herkes halinden memnundur. Herkes Müslümanlığı yaşıyor. Bunun ötesinde, bazılarının bazı arzu ve istekleri varsa, bence hem onu iddia edenler bir avuç insandır, hem de iddia edilen şey, küçücük şeydir. Allah'a iman konusunda ve Kuran'a iman sahip çıkma mevzuunda insanları bu işten alıkoyacak bir şey yoktur bence. Zaten vardır Müslümanlık. Zannediyorum bazı şeyleri düşünmeden ortaya atıyoruz. Uzlaşma aradığımız bir dönemde, farkına varmadan belki bölücülüğe gidiyor, hoşgörüyü tahrip ediyoruz, diyaloğa zarar veriyoruz."

    YanıtlaSil