1 Kasım 2010 Pazartesi

Selamun Aleyküm

Buraya kendimi tanıtan, ya da bu blogun amacını anlatan bir girizgah yapmam lazım(ulan bir blogun amacı ne olabilir ki blog işte altı üstü diyorsanız benden bir çay içmeye hak kazandınız). Bunların yerine size nasıl bir ülkede  yaşadığınızı unutmamanız için bir resim paylaşıyorum. Resmin yüzünden bir çoğunuz bana küfür edeceksiniz belki. "Başka resim mi bulamadın?"  diyeceksiniz. Evet yaşıyoruz,  gülüyoruz, seviyoruz, işimiz gücümüz ailemiz sevdiklerimiz var. Benim ayarı kaçmış bir twitter mesaim, okunmamış kitaplarım var fakat bütün bunların içine sıçabilecek bir devletimiz ve amirlerinden aldıkları işkence emirlerini güle oynaya yapabilecek devlet görevlileri de var. Bunu hiç unutmayalım demiyorum, sürekli aklımızda kalırsa kafayı yeriz, en azından günde bir kaç dakikada olsa aklımıza getirelim. Bu işkenceyi yapan insanlar(insan kelimesinden özür diliyorum ) hala aramızdalar, bu emirleri verenlerse muteber insanlar oldular, öyle ki hastalandıklarında devlet ricali kapılarında beliriyor. Demokrasi (nasıl bir şeyse o) getireceğini sandığımız liderlerimiz, cuntanın liderini pek bir seviyorlar.


Bu resim İstanbul Kitap Fuarıyla birlikte açılan İstanbul  Sanat Fuarınna bulunan, Diyarbakır Cezaevi Gerçeğini Araştırma Ve adalet Komisyonu'nun sergisinden bir resim. O sergiye fuara gidecekseniz mutlaka gidin. 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder