15 Ocak 2015 Perşembe

İnsanlar Böceklere Karşı

Charlie Hebdo dergisine düzenlenen saldırı sonrasında, tarihi yazanlar fazla mesaiye kaldılar. Dünya huzurlu, barış içinde, kardeşçe yaşayan insanlardan oluşurken, barbar fundamentalistler tek suçu insanları eğlendirmek olan masum sivilleri öldürdüler. Haliyle bu saldırı bütün dünyada kaos, korku ve tehdide sebep oldu. Yapılan bir terör eylemiydi ve modern, barışçı, kardeşçe yaşayan insanlık buna bir tepki göstermek zorundaydı. Sayın Başbakanımız da, ülkemizde hiç karşılaşılmayan bu elim olay sonrası Fransızlara, yani modern, barışçı kardeş insanlara destek olmak için Paris’e gitti. Ne kadar övünsek, ne kadar gururlansak azdır.

Bugün zaman, inançlarımızı, aidiyetlerimizi, amalarımızı bir kenara bırakıp çağdaş insanlığın yanında olma zamanıdır. Değil mi ki onlar bizim müttefiklerimizdir; gerçek hakiki insanlardır. Bize düşen, acılarını yaşarken yanlarında olmak, onlarla birlikte barbarlığa vahşiliğe ilkelliğe karşı çıkmaktır.

Birtakım kötü niyetli insanlar, bu saldırı sonrası, dünyanın birçok bölgesinde ölen canlı türlerinin sayılarını paylaşmakta, böylece yüzleri kızarmadan ölümleri haklı çıkarmaya çalışmaktadır. Oysaki onlar “İnsan” değillerdir. Franz Kafka’nın meşhur kitabında anlattığı üzere hamam böcekleridir. Gerçek insan olsalar, ortalığı toz dumana katmaz, duvarlara pislik bırakmaz, dahası evin ortasında keman çalınırken odaya girmeye cesaret etmezlerdi. Hem insan olsalar, bu zamana kadar ölümlerine ses çıkartan olmuş muydu? İnsanlar öldüğünde Fransa’dan çıkan sesi hepimiz gördük. Bütün dünya liderleri kol kola girmiş “özgürlük, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, inanç (inanmama) özgürlüğünün insani bir hak olduğunu haykırdılar. Siz hiç öldürüldüğü söylenen milyonlarca insan için benzer bir tepkinin gösterildiğini hatırlıyor musunuz?

Elimizi olmayan vicdanımıza koyup düşünmemiz gerekir. Tabi düşünme yeteneğimiz varsa. Neden modern dünya biz hamam böceklerini komple yok etmek yerine ıslah etmeye ve belki bir gün olabilirsek bizi insanlaştırma çabası içine girmektedir. Oysa biz yani dünyanın böcekleri buna karşı ne yapmaktayız. Soruyorum size ne yapmaktayız. Avrupa’da yaşama şerefine nail olanlarımız dâhil inancımızı bir kenara atmamakta, onlar gibi olmaya çaba dahi göstermemekteyiz. Düşünün Avrupa’da yaşayıp hala sakal bırakan, çarşaf giyen, hala dogmatik, gökten indiğini düşündüğümüz inançlarımızı bir kenara itmemekteyiz. 1400 yıldır bir reform bile yapamadık yahu. Bunun utancıyla yaşayıp sokağa bile çıkmamamız gerekirken bir de utanmadan insanlara saldırmaktayız.

Sanattan anlamıyoruz, felsefeden anlamıyoruz, mizahtan anlamıyoruz, özgürlükten anlamıyoruz. Öyleyse bir an önce “insanların” ellerini kana bulamadan, kimseye görünmeden kimseyi rahatsız etmeden, “insanlığın şehirlerini” kirletmeden ölmeliyiz.

Hemen itiraz edeceksiniz, hayır sanattan, felsefen, mizahtan ve daha birçok şeyden anlıyoruz diye. Naci el Ali adında biri vardı, güya karikatür çizdiğini iddia ediyordu. Karikatürlerinde ne diniyle, ne imanıyla, ne peygamberiyle dalga geçmeye cesareti olan bir korkaktı. Londra’da – ki erdemlilerin başkentlerinden biridir – öldüğünde Londra sokaklarını kirletti. Özgür dünya hiç ağzını bile açmadı, neden sokaklarımızı değersiz ölülerinizle kirletiyorsunuz bile demedi. Vatandaşlarının sağlığını düşündüğünden sokaklarını temizledi ve sustu.





Çözüm Nedir:

Bütün bu olumsuzluklara rağmen üzüntüye kapılmayalım. Belki ne kadar uğraşırsak uğraşalım tam manasıyla insan olamayız ama insan efendilerimizin bizi sevmesini sağlayabiliriz. Bunların neler olduğunu yazmaya çalışayım.


1-      Dinde reform: 1400 yıldır aynı, değişmeyen bir kitaba inanmaktan vazgeçebiliriz. Bunu yapmak zor geliyorsa, birtakım değişikliklere gidebiliriz. Kutsal kitabımızdaki; anti-semitist, nefret söylemli ayetleri yumuşatarak başlayabiliriz. Düşünebiliyor musunuz içinde kâfir kelimesi geçen yaklaşık 146 ayet var. Bunlarda, kâfirlerle dost olmamayı hatta öldürmeyi, sonra kâfirlere adına Cehennem denilen bir yerde cezalandırmayı yazıyor. Modern hukukun ne olduğunu gerçekten öğrenememişiz. Düşünün ne kadar ilkel olduğumuzu


2-      Charlie Hebdo’nun sanatsal, özgürlükçü, mizah dolu, zekâ göstergesi karikatürlerini Müslümanlar olarak sahiplenmek hatta hepimiz elimize karikatürleri alarak yürümeliyiz. Böylece insan olmaya yaklaşırız.


3- İlk fırsatta dinimizle dalga geçen kitapları okumalı ve hatta evimizde en başköşeye koymalıyız.1400 yıldır aynı kitabın evin en muteber kısmında durması ne kadar sıkıcı.


4-Yahudilerden özür dilemeliyiz. Yıllardır bizi ıslah etmek için uğraştılar didindiler, aralarında canlarını kaybedenler bile oldu. Hemen bir komisyon kurup onlardan özür dilemeliyiz.


5-  Eğer hala modern, batılı, “insanlara” saldırmaya cesaret eden hamam böcekleri görürsek, onları biz kendi mahallemizde öldürmeliyiz. Yıllardır bizimle uğraştıkları yeter, artık onları daha fazla uğraştırmanın, üzmenin bir âlemi yok.

Örnekler elbet çoğaltılabilir. Sokakta dolaşırken, bizi insan gibi gösterecek kıyafetler giyilmesi, çocukların cinsiyetsiz ve dinsiz büyütülüp tercih hakkı tanınması, camilerde içkili âlemlerin yapılması vs. vs.

Mühim olan modern, batılı, özgür, müreffeh “insan” olmaya çalışmamız. Yoksa sürekli utanmaya devam edeceğiz.






İstiğfar: Allah yazdıklarım nedeniyle günaha girdiysem beni affetsin. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder