6 Temmuz 2013 Cumartesi

Mısır bizim neyimiz olur?

Muhammed Mursi'nin devrilmesi için başlayan gösteriler darbe ile sonuçlandığından bu yana Türkiye'deki Müslümanların ana gündemi Mısır. Türkiye'de Müslümanlar ne zaman başka bir ülkedeki Müslümanlar için sokağa çıksa şunlar söylenegelmiştir. Gazze işgal edildiğinde Suriye’nin, Suriye’de Irak’ın, Irak’ta Afganistan’ın, Bosna’nın, Çeçen Mücahidler Rusya ile savaşırken yine Bosna’ya destek verenlerin nerede olduğu soruldu. Aslında alışkın olduğumuz bir itham bu, ama bu sefer ki biraz daha farklı. İşin içine bu sefer Ak Parti üzerinden Müslümanlara, Müslümanlar üzerinden iktidara çakma gayreti var.

Ne oldu da on yıldır askeri vesayete, darbelere herkesten çok karşı çıktıklarını iddia edenler birdenbire Mısır'daki darbenin eleştirilmesine tepki gösterir hale geldi. Yıllarca laik demokratik Türkiye'nin "gerici" Arap ülkelerine rol model olduğunu söyleyenler birdenbire Müslümanların Mısır’daki darbeye karşı seslerini çıkarmasına laf söyler oldu. Üstelik bu isimler 28 Şubat darbesi sonrası İslami camiada itibar gören isimlerden oluşuyor. Ve neden bu kadar kızgınlar?

28 Şubat darbesiyle Siyasal İslam’ın söylemlerinde "demokrasi" ön plana çıktı. 2002 yılından bugüne, iktidar olan AK Parti kadrolarına ve Müslümanlara, askeri kışlasında tutmanın tek şartı olarak "daha fazla demokratikleşme, AB ile tam üyelik için AB isteklerini yerine getirme" şartını dayatan demokrat kalemler, Müslümanları demokratikleşmede ittirici güç olduğunu övüyordu.

Aynı ilişki modeli, solcular ile Kürtler arasında kuruldu. Kürtler uzlaşma yolunu ne zaman seçseler, solcular Kürtlere doğru olanın bu olmadığını, kendilerinin dinlenmesini söylediler.

Toplumsal tabanı olmayan "aydın/demokrat/liberal/sol elitler”, ilişki kurdukları geniş toplum kitleleri üzerinden hedeflerine ulaşmaya, onları istedikleri kalıba sokmaya çalıştılar. Kültürel sömürgeci zihniyete sahip bu insanlar, Kürtler barışa yanaştığında Kürtleri, Müslümanlar dinlerinin emrettiği biçimde yaşamak istediği zaman Müslümanları aşağılayıp eleştirdiler. Onlara doğruyu yanlışı ayıramayan "zihinsel engelli" muamelesi yaparak kendilerini ait olmadıkları toplumların vasileri olarak gördüler, halen görüyorlar.

Artık işler istedikleri gibi gitmiyor. Sözlerinin muteber kabul edildiği, üzerine söz söylenmediği,  zamanlar geride kaldı.

Peki, biz İhvan'ı ve darbeye karşı koyan Mısır halkını niçin destekliyoruz? Çünkü onlar Müslüman oldukları için bu zulme maruz kalıyorlar ve biz, Müslümanların kardeş olduğuna, "aynı bedenin uzvu", aynı duvarın tuğlası olduğumuza" iman ediyoruz. Bunu anlamanızı beklemiyoruz lakin o çokbilmişliğinizi kendinize saklayın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder