23 Mart 2013 Cumartesi

Sürece Dair Notlar



Kürt sorununda çözüme daha önce hiç olmadığı kadar yakınlaştık. Geçen yıl yüzlerce kişilik gruplarla saldılar olurken şimdi barışın ne zaman geleceğini konuşuyoruz. Peki ne oldu da bu noktaya geldik. Merakla beklediğiniz, mailler, facebook grupları, açlık grevleri yaparak beklediğiniz görüşlerimi sizlerle paylaşmaya karar verdim. (bloga üç yıl yazı koymasam kimse sormuyor)


Üç beş yıl sonra yayınlanacak kayıtlarda Devletin Öcalan'la 2011'den bu yana müzakerelerin devam ettiğini göreceğiz. Her ne kadar İmralı Tutanaklarında Öcalan Ekim Eylül gibi müzakerelerin başladığını söylese de işin aslının farklı olduğu düşüncesindeyim. Bunu da gene İmralı Tutanaklarına bakarak iddia ediyorum: " Başbakan MİT’e darbe yapılınca sıranın kendisine geldiğini gördü, Başbakan vatana ihanet suçundan tutuklanacaktı. (Durdu yeniden söze başladı) Genelkurmay Başkanının (İlker Başbuğ’u kastetti) tutuklanması da budur. O güce Cevat Öneş ‘darbe’ dedi. Bu yüzden ben devreye girdim, yardımcı olayım dedim."



Müzakerelerde taraflar ellerini güçlü göstermek ister.   PKK'nın eylem konseptini değiştirerek, alan hakimiyeti kurmak için saldırması (yüzlerce militanın kaybetse bile tekrar saldırması ), BDP'li vekillerin  Selahattin Demirtaş'ın yaptığı 400 KM PKK'nın denetiminde  açıklaması Öcalan'ın elini güçlendirmek içindi. Eğer PKK amaçladığı alan hakimiyetini 1 hafta için bile olsa sağlasaydı, bugün yapılan PKK Devlete diz çöktürdü açıklamasının bir karşılığı olurdu.  PKK arkasındaki İran ve Suriye desteğine rağmen bunu yapamadı.


Peki Eylül ayından bu yana neler yaşadık bir bakalım:


1- 05 Eylül : Partisinin genişletilmiş Grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, BDP'li vekillerin dokunulmazlığının kaldırılması için yargıya "gerekenleri söylediğini" açıkladı


2- 12 Eylül  Cezaevlerindeki PKK, KCK hükümlüsü veya sanığı mahkumlar açlık grevine başladı. Açlık grevinin amacı "Anadilde eğitim,  Öcalan'a yönelik tecridin kaldırılması ve operasyonların durdurulması 2012 başındaki açlık grevlerinin aksine bu gündeme oturdu.


3- 18 Eylül : CHP OSLO görüşmelerini açıkladı. Başbakan altında imzamız yok diyerek metni doğrulamış oldu.


4- 27 Eylül : Başbakan Erdoğan çıktığı televizyon programında gerekirse İmralı ile tekrar görüşebiliriz dedi. Aynı zamanda 21 Eylül'de Abdullah Öcalan'ın kardeşiyle görüştüğünü açıkladı.

5- 30 Eylül : Gazetecilere açıklamalar yapan Mehmet Öcalan, ağabeyinin çatışmaları sonlandırmak için hazır olduğunu açıkladı. (radikalin başlığıyla vereceksek, Ağabeyim Görev Bekliyor )

6- 02 Ekim: Öcalan'ın kardeşiyle yaptığı görüşmede Suriye'de 15 bin silahlı asker bulundurmalısınız dediği haberi yapıldı.

7-04 Ekim: PKK yöneticilerinden Murat Karayılan, görüşme yapılacaksa bunun artık İmralı'da yapılmayacağını açıkladı. Aynı Karayılan 12 şubatta bizimle konuşmalarına gerek yok Öcalan'la konuşmaları yeterlidir dedi.

8- 15 Ekim: Amerikan Büyükelçisi  Ricciardone, bu konuda ABD'nin Usame Bin Ladin'i yakalamak için uyguladığı karmaşık askeri operasyonu örnek gösterdi. Açıklamasına daha sonra "ama Türk yetkililer yasalara uyuyorlar" diyerek devam etti.

9- Ekim sonları: Mehmet Öcalan, ölüm oruçlarını sonlandırmak için İmralıya gidebilirim dedi. PKK'nın Avrupa yöneticilerinden

10- 30 Ekim: BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Mehmet Öcalan'a  karşı çıktı.

11- 31 Ekim: PKK'nın Avrupa yöneticilerinden Zübeyir Aydar'da Mehmet Öcalan'a karşı çıktı.

12- 18 Kasım'da Mehmet Öcalan Abdullah Öcalan'la görüşerek ölüm oruçlarının bitirilmesini istedi.

13- Kasım sonundan Aralık ayına kadar Öcalan'ın makullüğü, şiddetle arasına mesafe koyduğu, gençliğinde Namaz kıldığı haberleri basında sıkça yer aldı.


Tabi bunlara eklenebilecek bir düzine Yalçın Akdoğan vd kalemlerden çıkan PKK Öcalan'ı dinlemiyor, Öcalan artık PKK üzerinde etkili değil yazılarını, BDP ve AKP'li vekillerin yaptıkları sert açıklamaları ekleyebiliriz.


Nevruz'da yapılan açıklama sonrası PKK'nın silahlı militanlarını sınır dışına çekeceği netleşti. Peki nasıl olacak. Kamuoyunda söylenen AKİL ADAMLAR tek başına yeterli olacak mı? Silahlarıyla Selahattin Demirtaş'ın ifadesiyle "mekap yöntemiyle" yürüyerek sınır dışına çıkacak PKK'lı militanların sorunsuz çıkışı nasıl olacak?

Bir süre sonra BM Barış Gücünün ülkemize gelmesinin nasıl hayırlı sonuçlar doğuracağını okumaya başlayacağız. Bu gücün hem PKK'lıların güvenliğini sağlayacağı hem de PKK'lıların yurt dışına çıkarken zarar vermesini engelleyeceğini yazan köşe yazarlarımız olacak.

PKK'lılar silahlarını bırakıp yurt dışına çıkmayacaklar. Silahlarıyla çıkacaklar. Çatışma riski sürekli olacak. İki tarafta bunun farkında. İktidar da, silahlarıyla gövde gösterisi yapacak binlerce PKK'lı ve onları uğurlayacak yüzbinlerce kürdün gövde gösterisine müsamaha edeceğini düşünmüyorum. (TABİ PKK o gövde gösterisini illaki yapmak isteyecek) Hükümet BM barış gücü olmadan sınır dışına çekilmeyi sağlamaya çalışacaktır. Başarabilecek mi göreceğiz.  

PKK Irak ve çoğunlukla Suriye'ye çekilecek. Ne liderleri ölüm döşeğinde olan Talabani Cephesinin ne de Irak Merkezi yönetimiyle savaşın eşiğinde olan Barzani'nin binlerce PKK'lıya daha kucaklarını açacaklarını zannetmiyorum. Üstelik merkezi yönetimin olmadığı Muhalefetin kendi içinde sürekli bölündüğü Suriye gibi bir ülke varken.


Biraz daha iddialı cümleler kullanmak gerekirse, ben Öcalan’ın ev hapsine değil Çatışmasızlık süreci sonrasında yurt dışına sürgüne gönderileceğini düşünüyorum.  Bir Avrupa ülkesine gönderilecek (Norveç ya da İngiltere ) akabinde Suriye’den gelen davete icabet etmek için en iyi bildiği ülkeye “kurtarıcı” olarak gidecek.

“Saçmalıyorsun , bu sürecin başarıya ulaşacağı  bile meçhul, hem meclisten bile geçmez değişiklik, geçse bile referandumda bu reddedilir, halka kabul ettiremezler”  Bir aydır kime anlatsam aldığım cevap bu.  Buraya kadar okuduysanız sizin de vereceğiniz tepki bu olmuştur. Hepinize birden cevap vermiş olayım:

1-Anayasanın tamamen değiştirileceğini düşünmüyorum. Birkaç madde değiştirilecek. Referanduma bile gerek kalmadan Meclisten çıkabilir.

2-3 yıl önce Öcalan’la görüşülmesine gösterilen tepkiyi ve şimdi nasıl karşılandığını düşünün.

3-Geçen yıl Kürtçe seçmeli ders olarak kondu kıyamet kopmadı.

4-Medyanın halkı yumuşatma becerisini göz ardı ediyorsunuz.

5- Talabani Irak Cumhurbaşkanı Barzani Irak Kürdistanı cumhurbaşkanı oldu. Öcalan’ı bu saatten sonra BDP Genel Başkanı olmak kesmez

6-Suriye’ye eninde sonunda bir batı müdahalesi gelecek.

7-Yapılacak müdahale sadece Esad Rejimine karşı değil, “Ümmetin sırtında kambur olan” El Kaide bağlantılı gruplara da  olacaktır.

8-Bir yıl önce nefret ettiğimiz Fransa’nın Mali’yi işgal etmesine gösterdiğimiz hayranlık dolu tepkiyi düşünün.

9-Kitlelerin algısını yönetmeyi, yönlendirmeyi zor zannediyorsunuz.

10- Recep Tayyip Erdoğan’ın halk nezdindeki itibarını küçümsüyorsunuz.

11-Sürece en sert tepkiyi gösteren MHP’nin bile itirazını gösterme biçimi miting düzenlemek.  Bir anlamda  kitlesinin gazını almak.







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder