12 Kasım 2014 Çarşamba

Tarih onu nasıl okuyacağını bilmeyen için tehlikeli bir silahtır

          Röportaj serimizde bugünkü konuğumuz Şehir Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Doçent Doktor Abdulhamit Kırmızı  Hocamız (ağabey). Yoğun çalışma temposuna rağmen,  benim bunaltıcı ısrarlarımı kıramayıp sorularıma cevap verdiği için kendisine çok teşekkür ediyorum. 

Abdulhamit Kırmızı'nın biyografisi görev yaptığı Şehir Üniversitesi'nin internet sitesinde kısaca şöyle yer almış: Osmanlı tarihinin son yüzyılına yoğunlaşan Abdulhamit Kırmızı ağırlıklı olarak biyografi, bürokrasi, milliyetçilik ve anlatı araştırmaları yapıyor. Daha çok son dönem Osmanlı İmparatorluğu’nun idaresi ve karar verme sistemi üzerine çalışan Kırmızı’nın 4 kitabı var: Abdülhamid'in Valileri (2007), Avlonyalı Süreyya Bey: Osmanlı'dan Sonra Arnavutluk (ed., 2009), Otur Baştan Yaz Beni: Oto/Biyografiye Taze Yaklaşımlar (ed., 2013), Avlonyalı Ferid Paşa: Bir Ömür Devlet (2014). Öğrenimini Ankara (SBF), Hacettepe ve Boğaziçi üniversitelerinde tamamladıktan sonra SOAS, University of London’da postdoktora yapmış ve 2009 yılında İstanbul Şehir Üniversitesi kadrosuna katılmıştır. (Detaylar için tıklayın. )





1-      Hayatlarını incelediğiniz, hakkında araştırma yaptığınız şahıslara sizi yönelten unsurlar nelerdir?

Yeni bir şeyler söyleyebileceğim, eski yorumları eleştirebileceğim, mümkünse hakkında pek bir şey yazılmamış veya yazıldıysa hakkında anlatılanları beğenmediğim kişiler genelde seçtiklerim. Bir de tabii o şahıs hakkında yeterince malzeme olması lazım, kişiliğine nüfuz etmeyi sağlayacak. Un, su ve şeker hazırsa yeni ve daha lezzetli bir tatlı yapmaya başlayabiliriz.

2-      Bugün tarihi genellikle devlet belgelerinden, seyahatnamelerden, ticari belgelerden öğreniyoruz. Gelecek nesiller bizim tarihimizi hangi evraklardan öğrenecek?

Aslında bu kaynaklarla sınırlı değil şimdiki tarihçilik. Arkeolojik ve mimari kalıntılar, kişisel mektuplar, devlet evrakı dışında yazışmalar, günlükler, efemera, sözlü tarih, gazeteler, döneme ait hatıralar, başka kaynaklar... Ancak saydığınız konvansiyonel kaynaklar kullanılmaya devam edecek ve elbette bunlara yeni kaynaklar eklenecek. Elektronik/sanal dünyada üretilenler, yeni devlet kurumlarında bıraktığımız izler (park cezası, kira sözleşmesi, faturalar vs.) bunlara eklenir. Yine de, sonuçta bir biyografinin hacmi ve yapmak istedikleri bellidir. Malzemenin çoğalması biyografinin uzaması anlamına gelmeyecek.

3-      Son on yılda tarihi şahsiyetlerin hayatını anlatan kitaplar çok satılanlar listesinin zirvesine yerleşti, biyografi ile akademik olarak ilgilenen biri olarak mevcut durumu nasıl görüyorsunuz?

Göründüğü kadar iyi değil. Kitapçılarımızda biyografi için ayrı bölmeleri dolduracak kadar oto/biyografi yazılmıyor. Yazılanların kalitesi ayrı bir sorun. Biyografi bizde klasik “hayatı ve eserleri” tarzında ya çok akademik veya cahilane bir “popüler” tarzda yazılıyor. Tarihçiler iyi edebiyat okumuyor, edebiyatçılar tarih yöntemine vakıf değil. 

4-      Tarihe merak sarmaya başlayan gençlere başlangıç seviyesi için hangi kitapları okumalarını önerirsiniz?

Tarih metodolojisiyle ilgili kitaplarla başlamak lazım belki, “tarih nedir, ne değildir” üslubunda. Maalesef bu konuda Türkçe’de pek az yayın var. İnsan ve toplum bilimlerinin temel mantığını, tarih disiplininin neden ortaya çıktığını, neye hizmet ettiğini anlamak lazım önce; zira usul bilmeden vusül olmuyor. Tarih onu nasıl okuyacağını bilmeyen için tehlikeli bir silahtır. Kendini vurabilir, namluyu başkalarına doğrultabilir. Savaşlar hep devletlerin milli tarihleri yanlı(ş) okutmasından...
Tarih şu tarihte bu oldu, şu gitti değildir; geçmişte olan olmuş, onu olduğu gibi geri getiremeyiz, onun hakkında ileri geri konuşabiliriz anca. Yaptığımız budur, geçmişi anlatan inandırıcı ve yakışıklı metinler yazmak. Romancıdan, hikayeciden farklı değil, sadece olayların gerçek olduğuna inandırmaya çalışıyor, bunun için bolca dipnot kullanıyoruz. Metodolojisinde bilimsellik var, ama sonuçta hikayeler anlatıyoruz, o bakımdan edebiyatla elele.

5- Sosyal Medyayı en aktif kullanan tarihçilerden birisiniz. Twitter tarihin neresinde olacak?


Twitter kişiler hakkında fikir veriyor; ancak yanıltıcı etkisi de var, dikkat etmek lazım. İnsanlar görünmek istedikleri şekilde kendilerini gösteriyor olabilirler. Herkes izlendiğinin farkında. Bütün tarih kaynakları gibi twitter’da geride bırakılanlar da eleştirel bir gözle değerlendirilmeli. Bunun için o mecrayı iyi tanımak gerekiyor. İleride burayı tanımayan tarihçiler bu etkileşim ortamında yazılanlardan asılsız sonuçlar çıkarabilirler. Kim neyi, neden yazdı; hep tetikte olmak lazım...



2 yorum:

  1. Bu güzel röportajın daha can alıcı sorularla ve böyle kaliteli insanlarla seriler haline gelmesini temenni ederim. Biraz da kısa, uzaması lazım. Ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil
  2. Bu güzel röportajın daha can alıcı sorularla ve böyle kaliteli insanlarla seriler haline gelmesini temenni ederim. Biraz da kısa, uzaması lazım. Ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil